Siteye en son yazı ekleyişimin ardından neredeyse 4 sene geçmiş.. Pandemi ile ilgili eklediğim o son üç yazıyı saymazsak, neredeyse 7 senedir Şangay Rehberi‘ni atıl durumda bırakmışım.. Gene yaklaşık yedi sene önce Hong Kong’a taşınmış olmamız da bir tesadüf olamaz herhalde 🙂 Velhasıl, önce Hong Kong’a taşınmamız, sonra ailemize yeni bir bireyin (👧🏼) dahil olması, üzerine COVID pandemisi vs., bizim hayatlarımız 180 derece değişirken, güzelim sitem de maalesef paslanmaya yüz tuttu.
Buraya taşındığımızda aklımda olan “Hong Kong Rehberi” fikri de gerek yukarıda yazdığım sebepler, gerek de orijinalinin yerini tutamayacak olması nedeniyle kısa süreliğine başlayıp bitiverdi 🙂 Geçtiğimiz sene itibariyle buralardaki (hem Hong Kong hem de Çin Anakarası’nda) pandemi kısıtlamalarının kaldırılması, sevgili kızımızın artık seyahatlerden keyif alacak yaşa gelmesi, üzerine bir de çok girişli turistik Çin vizesi (maalesef Türkiye’den hala alınamıyor) almamızın ardından içimiz kıpır kıpır şekilde planlar yapmaya başladık gene!

Bu yazıda anne-baba-çocuk şeklinde yaptığımız Şangay seyahatinden değil de, geçtiğimiz haftalarda abi-kardeş şeklinde yaptığımız kısa seyahatten bahsedeceğim. Kardeşim de ailesi ile beraber bir süredir Hong Kong’da ikamet ediyor, ve onlar da pandemi sonrası hemen Çin vizelerini aldılar. Bu durumda benim de aklıma “neden bir abi-kardeş Şangay kaçamağı yapmıyoruz ki” şeklinde bir fikir geldi 🙂 Gençer’in de olumlu yaklaşması ile birlikte Cuma-Pazar şeklinde bir planlama yapıverdik.
Cuma sabahı Hong Kong’dan havalanan uçağımız öğle saatlerinde Şangay’ın küçük (Pudong’a göre!) havaalanı Hongqiao’ya indi. Hongqiao Havaalanı’nın bir avantajı çok fazla uluslararası uçuş olmadığı için pasaport kontrol sırası çok daha hızlı oluyor. Türk pasaportlarına pasaport memurları hala özel ilgi gösteriyorlar ama çok zorluk çıkarmadan giriş mührümüz bastılar ve seyahatimiz resmi olarak başlamış oldu.
Havaalanında taksiye binmek yerine Didi uygulamasını kullanarak daha eli yüzü düzgün bir araç çağırdık ve otelimize doğru yola çıktık. İki gece konaklama yapacağımız otelde çok vakit geçirmeyeceğimiz için mümkün mertebe merkezi lokasyon ve uygun fiyat olacak şekide seçtik ve Jing’an Temple yakınlarında yer alan “CitiGO Hotel“de iki oda tuttuk. Otel ile ilgili çok yüksek beklentilerimiz yoktu, otel de bu yüksek olmayan beklentilerimizi karşıladı diyebilirim.

Odalara yerleştikten sonra sıra Şangay caddelerinde turlamaya gelmişti. Bunun yapmanın en iyi yolunun yürümek olduğunu düşünsem de, havanın biraz soğuk oluşu nedeniyle bisiklet alternatifine yöneldik. Şangay’ın en sevdiğim yönlerinden biri yokuşsuz, dümdüz bir şehir olması ve hemen her yerde kiralık bisiklet bulabilmeniz. Bisikletlerin üzerinde QR kodunu Alipay uygulamasıyla tarayarak cüzzi miktarlar karşılığında bisikletleri kiralayabiliyorsunuz. Tabii öncesinde telefonunuzda Alipay yüklü olmalı, ve bir ödeme seçeneğine (kredi kartı, debit kart vs.) bağlanmış olmalı. Bende zaten kuruluydu, Gençer de kısa zamanda telefonuna kurdu ve bisikletlerle yola çıktık.
İlk durağımız Şangay’ın yeni ve popüler mekanlarından Shan Kang Li oldu. Şangay’ı bilenler için buraya minyatür bin Xintiandi diyebiliriz sanırım. Shan Kang Li içerisindeki mekanlardan öğle yemeği için kendimize Alimentari Grill‘i seçtik. Yemeğimizi yiyip çayımızı içtikten sonra gene bisikletlere atladık ve rotamızı Jing’an bölgesinin gene popüler AVM’lerinden biri olan Kerry Center‘a çevirdik. Kardeşim ve bir arkadaşı ile beraber içtiğimiz kahvenin ardından otele döncektik ki sağanak yağışla karşılaştık.
Bir süre yağmurun dinmesini bekledik, sonrasında bisikletlerimizle otele döndük ve kısa bir soluklanma molası verdik. Akşam yemeği için Şangay’da uzun süredir dostluğumuz bulunan, daha önce Türkiye’de de ağırladığımız Mr. Hu ve ailesi bizi Xujiahui bölgesinde bulunan bir restorana davet etmişti. Şangay mutfağına ait lezzetli yemeklerin servis edildiği bu restoranda Mr. Hu, eşi ve oğullar ile beraber hem hasret giderdik hem karnımızı doyurduk hem de uzun uzun sohbet ettik.

Mr Hu’lardan ayrıldıktan sonra Gençer’i Şangay’daki favori mekanlarımdan biri olan Cages‘a götürmeye karar verdim. “Sports Bar” konseptinin bence Şangay’daki en iyi temsilcisi olan Cages bizim Şangay’daki son senemizde açılmış olduğu için tam keyfini çıkaramamıştık açıkçası. Devasa ekranlarda maç izleyebildiğiniz, hem büyükler hem küçükler için bir çok farklı oyun barındıran Cages’in ayrıca geniş de bir yiyecek/içecek menüsü var. Kardeşimle önce hızlıca bir şeyler içtikten sonra kendisine basketbol ve masa tenisi oyunlarında minik bir ders verdim ve bükemediği bileğimi öpmek zorunda kaldı 🙂
Cages’tan çıktığımızda saat gece yarısına yaklaşmıştı. Güne epeyce erken başladığımız için daha fazla uykusuz kalmamak ve sonraki güne enerjik başlamak adına otele dönmeye karar verdik. Hava soğuk ve hafif yağmurlu olduğundan gene Didi vasıtasıyla çağırdığımız araç ile otelimize döndük, odalarımıza çekildik ve kısa sürede uykuya daldık.
Ben de İmparator ne zaman sahalara dönecek diye sabırsızlıkla bekliyordum ve o an demek bu günlere nasip olmuş. Hayırlı olsun. Bu muhteşem dönüşün iki biraderin gezisi ile başlaması ayrıca başka bir sevinç kaynağı. Tekrar hayırlı olsun diyor ve tebrik ediyorum. Selamlar
Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır! 🙂
Uzun zamandir yoktum demisler oldu, simdi yazsinlar kral geri dondu 🙂 Selam to brothers
Sağolasın Evrencim, ısınıyoruz bakalım, hayırlısı.. Hollanda’ya sevgiler..
Şangay çok güzel bir şehir İyiki geldik gördük gezdik sayenizde tekrar yazman çok güzel dilerim Ada ile yapılanların yazıldığı yazılar da gelir ve çocuklu ailelere rehber olur ❤️
[…] bisikletle önünden geçtiğimiz La Suite’in kapalı olduğunu görmüştük.. Kısmet kardeşimle yaptığım kısa Şangay ziyaretineymiş ve sevgili Osman’ın gene orada olduğu bir tarihe […]